TOPUK DİKENİ NEDİR?

Topuk dikeni; ayak tabanımızın kavsini ve düzleşmesini sağlayan kasın, topuğa yapışma yerindeki kemiğe doğru bir yangı (enflamasyon=vücudun üretiği mikrobik olmayan iltihabi hadise)  oluşturup zamanla topuk kemiği üzerindeki bu enflamasyon hadisesinin kalsiyum çökerek kemik çıkıntıya dönüşmesi ile oluşan bir hastalıktır. Yani sorunun esas kaynağı ayak tabanındaki kas zarının çeşitli nedenlerle, aşırı zorlanarak ödem yapması, bu ödemin yangıya dönüşmesi ve en nihayetinde kasın topuğa yapışma yerinden oluşan kalsiyum çökmesine bağlı kemik çıkıntıdır. Yani aslında topuk dikeni denen kemik çıkıntısı hastalığın nedeni değil bir sonucudur. Bu nedenle kemik çıkıntıyı almak hastalığı gidermek adına çok büyük bir fayda sağlamamaktadır.

Topuk dikeni kimlerde görülür?

Topuk dikeni genellikle 35-40 yaş sonrası görülen bir durumdur. Genellikle fazla kilo en önemli etkenlerden biridir. Ancak zayıf kişilerde de topuk dikeni görülebilir. Bunun nedeni ayak tabanına ve yapılan işe uygun olmayan ayakkabıyla çalışmak, sert taban-topuk kısmı desteksiz ayakkabılarla spor yapmak , çeşitli ayak deformiteleri (şekil bozukluklari), çeşitli romatolojik hastalıklar sayılabilir.

Topuk dikeninde hastanın şikayetleri nelerdir?

Hastaların en tipik şikayeti sabah yataktan kalktığı zaman oluşan ilk adımda şiddetli yürüdükçe yavaş yavaş azalan ağrıdır. Bu ağrı çoğu zaman yanıcı, batıcı karakterdedir. Zamanla ağrı gün içine yayılmaya başlar. Ayakta kaldıkça ağrı sızı görülmeye başlar. Hasta gün içinde uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken topuk da keskin bir acı  hisseder.  Hastalığın ileri dönemlerinde bazı hastalar günlük işlerini bile yapamayacak kadar ağrı çekebilirler.

Ağrı tam olarak nerede olur?

Topuk dikeninde ağrı topuk iç kısmında yoğun olarak görülür. Hastalığın başlarında ayak tabanının ortasında olan ağrı zamanla topun taban kısmının iç yüzünde yoğunlaşır. Topun tam altında zemine doğru bakan kısımda görülen ağrılar topuk dikeni ile tam olarak uyuşmaz. Bu bölgede özellikle nasır ağrılarıyla topuk dikeni ağrıları hasta tarafından karıştırılabilir.

Tanı nasıl konur?

Fizik muayene ve röntgen ile tanı konur. Ancak en tipik tanı yöntemi hastanın sabah ilk kalktığında yere basmasıyla başlayan biraz yürüyünce hafifleyen ağrı tarif etmesidir. Röntgende görülen dikensi çıkıntının boyu ile hastalığın şiddeti arasında bir ilişki yoktur. Hatta başka bir nedenle ayak röntgeni çekilen, topuğunda diken görünümü olup hiçbir şikayeti olmayan birçok kişi vardır.

Topuk dikeninde ayakkabı ve topukluk kullanımı nasıl olmalıdır?

Topuk dikeninde tedavinin birinci aşamasında yapılması gereken şey hastanın yaptığı işe ve aktivitesine göre doğru ayakkabı seçimine yönlendirilmesidir. Topuk dikeni olan hastalar ince sert düztabanlı ayakkabılardan kaçınmalı, evde de yalınayak yere basmamalıdır. Özellikle çok ayakta kalan koşuşturmacalı işi olan kişiler koşu ya da yürüyüş ayakkabısı olarak tanımlanan topuk kısmı ayakkabının ön kısmına göre  daha dolgun materyalden yapılmış yaklaşık iki santim kadar da yükselen tarzda ayakkabılar tercih etmelidirler. Topuk dikeninde amaç tam tabanlıkla desteklemek değil topuğu yükseltip taban kaslarının rahatlamasını sağlamaktır. Bunun içinde topukluk kullanılmalıdır. Ancak kaliteli iyi biraz önce bahsettiğim gibi topuk kısmı ayak ön kısmına göre 1-2 santim daha yüksek ayakkabılar daha iyi sonuç verir. Çünkü topluluklar her ayakkabıya uyumayacağını gibi özellikle piyasada yoğun olarak satılan silikon topukluklar kısa sürede deforme olup kullanışsız hale gelmektedir. Tercihen topluk alınırken kauçuk eğer bulunabilirse de doğal kauçuk topukluklar alınmalıdır.

Topuk dikeninde egzersiz tedavisi

Topuk dikeninde taban egzersizleri ayak germe egzersizleri tedavide çok önemli bir yer tutar. Amaç taban fasyasının masajla ödeminin yani yangısının dağıtılmasıdır. Özellikle taban germe egzersizleri sabah yataktan kalkıp yere basmadan önce yapılması önemlidir. Gece boyunca gevşeyen taban kasları sabah yataktan kalkıp vücut ağırlığı ile birden gerilince topukta şiddetli ağrıya neden olur. Bu nedenle sabah yataktan kalkıp yere vücut ağırlığı ile basmadan önce taban kasını rahatlatıcı germe egzersizleri yapılmalıdır.

ESWT tedavisi nedir?(topuk dikeni kırma mıdır??)

Halk arasında topuk dikeni kırma tedavisi ya da bazen yanlışlıkla lazer tedavisi diye bilinen tedavi yöntemi aslında elektroşok dalga terapisi diye tabir ettiğimiz ödem giderici bir tedavidir. Bu tedavinin amacı topukdaki kemik çıkıntıyı kırmak değildir. Yine bu tedavide kullanılan cihazın lazer cihazı ile herhangi bir alakası yoktur.

ESWT tedavisindeki temel mantık böbrek taşı kırmadaki gibi bir cihazla oluşturulan basınç dalgalarının topukdaki ödem bölgesine özel bir başlık yardımıyla aktarılmasıdır. Bu basınç ve şok dalgası insan vücudunda bilinen hiçbir zararı ve yan etkisi yoktur. Topuk dikeninden basınca bağlı kendi ağrısı dışında cihazı uygulaması sırasında ekstra bir ağrı acı duyulmaz. Gebelerde, kanser, kan bozukluğu hastalıkları olanlarda ve çocuklarda, kalp pili olanlarda kullanılmaz

ESWT  uygulaması: birer hafta ara ile ortalama beş seans boyunca uygulanır.  Uygulamalar yaklaşık 15-20 dakika sürer. Uygulama sonrası hasta kalkıp üzerine basarak işine gücüne gidebilir.

Eswt  bir tedavi yöntemidir.

Topuk dikeni tedavisinde iğneler?

Topuk dikeni tedavisinde kortizon iğneleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Gerçekten etkin bir tedavi yöntemidir. Hem ağrıyı kesmekte hem de kas zarında ve kemikte  gelişmiş olan yangıyı, ödemi gidermektedir. Ancak kortizon ciddi yan etkileri olan bir ilaçtır. Şeker hastalarında ve tansiyon hastalarında çok dikkatli kullanılmalıdır. Yine topuğa çok sık kortizon iğnesi uygulanırsa doku topukdaki yumuşaklığı sağlayan adeta bir hava yastığı görevi gören ya yastık dokusunda çürüme olur.  Bu nedenle kortizon tedavisi yılda 2-3’den fazla uygulanmamalıdır.

Günümüzde PRP tedavisi topuk dikeninde kullanılmaya başlanmıştır.  PRP yan etkisi olmayışı sayesinde etkin alternatif  tedavi yöntemidir.  Yangı dediğimiz hadiseyi pro-enflamatuvar olarak baskılayıp tedavi edici etkinliği vardır.

Topuk dikeni tekrarlar mı?

Maalesef tüm yapılan tedavilere rağmen topuk dikeni tekrarlayabilir. Tekrarlamasın en sık nedeni; hastanın kilo vermemesi, ayak sağlığı ve ayakkabı konusunda gerekli hassasiyeti göstermemesi, ayak deformitesi ve şekil bozukluğunun devam etmesi gibi nedenler sayılabilir. Cerrahi tedavi sonuçları yüz güldürücü değildir.

facebook'da paylaşın

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir