PRP NEDİR?

PRP sözcük açılımı ‘platelet rich plasma’ yani trombositten zenginleştirilmiş kan sıvısı demektir. Trombositler kanımızda bulunan kanın pıhtılaşmasını sağlayan, yaralandığımızda bu bölgede kanamayı durdurup iyileşmeyi başlatan hücrelerdir. PRP işleminde kişiden ortalama 20-50 cc kan alınır. Bu kan özel bir kite aktarılır ve ardından santrifüj denilen özel bir işlemden geçirilir. İşlemin ardından kit tüp içerisinde trombosit denen hücreler ve doku iyileşmesinde etkili olan büyüme faktörü denen maddeler diğer kan içeriğinde ayrışıp ayrı bir tabaka oluşturur.

PRP kiti ve tormbositten zengin kısım ayrı bir enjektöre çekilmiş

Bu tabakadaki kısım ayrı bir enjektöre alınır. Tüm bu işlemler steril olarak gerçekleştirilir. Son enjektöre hiçbir katkı maddesi ilaç eklenmez. Hastanın tamamen kendi hücrelerinden oluşur.

Ardından enjektördeki PRP yapılmak istenen kas , eklem, tendon vs. iğne ile uygulanır.

PRP KÖK HÜCRE MİDİR?

Hayır PRP kök hücre tedavisi değildir! İçinde az miktarda kök hücreler olsa da ana içerik trombosit denen hücreler ve büyüme maddeleridir. Kök hücre tedavisi başka bir yöntemdir. Kemik iliğinden alınan kanla veya göbek yağından alınan yağ dokusu ile uzun süre laboratuar ortamında işlenip çoğaltılmasıyla yapılan bir işlemdir.

PRP tamanen sizin kanınızdan hazrılanan plazma sıvısı denen bir maddedir. İçinde başka bir katkı konulmaz. O yüzden kalp, karaciğer, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıkları olan kişilere rahatlıkla uygulanabilir.

PRP NASIL BİR ETKİ İLE İYİLEŞME SAĞLAR ?

kanın içinde kırmızı, beyaz kan hücreleri ve platelet(trombosit) denilen kan hücreleri bulunur. Plateletler kanayan damarın pıhtı ile kapatılmasından sorumlu olarak bilinir  ancak bunun yanında çok önemli bir görevleri daha vardır. Bu hücreler büyüme faktörleri denilen yaralanmayı iyileştirmeyi sağlayan bazı özel proteinler içerir. İşte biz bu yöntemde bu hücreleri ve bunların içerdiği iyileştirmeyi sağlayan proteinleri konsantre edip hasarlı vucüt bölgesine enjekte ederek iyileşmeyi hızlandırıyoruz.

PRP  NASIL UYGULANIR?

Kaç kez uygulanması ile ilgili kesin bir kanı yoktur. Hastaya bağlı olarak 2 ya da 3 kez uygulanabilir. Hastanın takiplerine göre karar verilir. Ortalama 2-3 hafta aralıklar ile yapılır. Hastalığın şiddetine göre değişebilir. Yapılacak olan eklem, kas ya da tendona standart iğne ucu ile girilerek zerk edilir.

enjeksiyon uygulaması

HANGİ HASTALIKLARDA UYGULANIR?

  1. tenisçi dirseği, golfçü dirseği, aşil tendiniti, topuk dikeni-plantar fasiit gibi kronik tendon hastalıklarında

  2. kas yaralanmalarında

  3. kireçlenmede: özellikle erken ve orta evre kireçlenmede uygulanır. ileri evre kireçlenmelerde özellikle de dizlerde şekil bozukluğu da geliştiyse (içe ya da dışa dönme gibi) etkisi olmaz.

  4. gençlerde kıkırdak yaralanmaları tedavisinde yardımcı ve iyileşmeyi hızlandırıcı olarak kullanılır.

  5. diz iç yan bağ yaralanmalarında iyileşmeyi hızlandırıcı olarak kullanılabilir

ETKİNLİĞİ NE KADARDIR?

Doğru endikasyonla uygulandığında %50-70 oranında etkindir. Ancak şu unutulmamalıdır; bu bir ilaç değildir. Yani öncesinde etkinliğinin tam olarak saptanması mümkün değildir. Kişinin  hücresel iyileştirme kapasitesi söz konusudur .

UYGULAMA SONRASI NE YAPILMALI?

Uygulama sonrası nadiren ağrı gelişebilir. Bu durumda parasetamol benzeri ağrı kesiciler ve soğuk uygulama yapılmalıdır. Güçlü ağrı kesiciler kullanılması önerilmez çünkü etkinliği düşürebilir. İşlem sonrası 24 saat istirahat önerilir.

ALLERJİK REAKSİYON RİSKİ VAR MIDIR?

Hayır tamamen kendi kanınızdan yapıldığı için allerji riski yoktur. Ancak işlem sonrası Nadiren de olsa aşırı reaksiyona bağlı şişme ve şiddetli ağrı oluşabilir. Bu genellikle geçicidir. Enjeksiyonun steril şartlarda yapılması gerekir. Aksi takdirde enfeksiyon gelişebilir.

facebook'da paylaşın

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir